|
|
|
||
|
|
|||
|
Rekabet, iş dünyasının her zaman merkezindeki olgu oldu. Günümüzde ise geçmişte hiç olmadığı kadar sert yaşanıyor. Dünyanın neredeyse tamamının tek bir pazara dönüşmesi; bilgi, ürün ve hizmetlerin kolaylıkla ve çok hızlı bir şekilde yer değiştirebilmesi rekabetin şiddetini dayanılmaz noktalara taşıdı. Ülkemizde son yıllarda yaşanan hızlı ekonomik değişimler (olumlu ve olumsuz yönleriyle) oyunun kurallarını daha da zorlaştırdı. Tüketici açısından bakıldığında bunlar sevindirici gelişmeler. Rekabetin sağlıklı ve kalıcı olarak artması her zaman tüketicinin lehine sonuçlar vermekte. Daha iyiyi daha ucuza elde etmenin ve bunun sürekliliğinin tek anahtarı gerçek bir rekabet ortamının varlığıdır. Madalyonun arka yüzünde ise durum oldukça farklı. Şirketler rekabeti ölesiye yaşarken, eskiden avantajlı oldukları pek çok alanda artık farklılık yaratmakta zorlanıyorlar. Üretim teknolojilerine ve üretimin gerçekleşmesini sağlayan bilgiye herkes rahatlıkla erişebiliyor. Pek çok sektörde kapasite büyüklüğü pazara girişi engelleyen bir faktör olmaktan çoktan çıktı. Bütün bunların sonucunda tüketicinin önünde tüm fiyat/kalite seviyelerinde büyük bir çeşitlilik bulunmakta. Peki, tüketici niye bizi tercih edecek? Rekabetin en önemli cephesi, markaların müşterileriyle aralarındaki ilişkilerin yönetimidir. Artık geri dönüş yok, tüketicinin sonsuz seçim alternatifi hep varolacak. Kazanan ise markasıyla müşterisi arasındaki ilişkileri en iyi yöneten olacak. Marka-müşteri ilişkileri yönetiminin tüm boyutları, bu alanda şu ana kadar gerçekleştirilen en kapsamlı etkinlik Marka-Müşteri İlişkileri Zirvesi’nde ele alınıyor. Marka ve müşteri arasında olan biten ne varsa, bu zirvede bulacaksınız.
|
|||
|
© |
|
||